28 Temmuz Dünya Hepatit Günü için Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji A.D. Hocalarımızdan
Prof. Dr. Dilara İNAN ile
bilgilendirici bir yazı hazırladık.

 

 

    Prof. Dr. Dilara İNAN

28 TEMMUZ DÜNYA HEPATİT GÜNÜ
    Hepatit en basit anlamıyla karaciğer iltihabı anlamına gelmektedir. Hepatitin pek çok sebebi vardır, ancak daha çok viral infeksiyonlar nedeni ile ortaya çıkmaktadır. Viral hepatitlere sebep olan ve A, B, C, D ve E olarak isimlendirilen farklı virüs tipleri bulunmaktadır. Dünyada her yıl 1,4 milyon insanın bu virüs tiplerine bağlı hastalıklardan öldüğü tahmin edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Hepatit Birliği tarafından, hepatitlere olan farkındalığı artırmak amacı ile 28 Temmuz tarihi, 2010 yılında “Dünya Hepatit Günü” olarak belirlenmiştir.
    Hepatit B ve hepatit C virüsleri uzun vadede kronik karaciğer hastalığı, siroz veya karaciğer kanserine yol açabilmektedir. Hepatit B ve C virüsleri benzer yollarla bulaşmakta olup, en önemli bulaşma yolları; kontrol edilmemiş kan transfüzyonu ya da kan ürünlerinin kullanımı, sterilize edilmemiş araçlarla tıbbi ya da diş girişimleri, anneden bebeğe doğum sırasında, kullanılmış enjektör paylaşımı, tıraş bıçağı, diş fırçası gibi eşyaların ortak kullanımı, sterilize edilmemiş araçlarla dövme ya da vücut takıları uygulanması, güvenli olmayan cinsel ilişki olarak sıralanabilir. Hepatit D virüsü sadece hepatit B virüs enfeksiyonu olan kişilerde hepatite yol açar. Bulaşma yolları hepatit B ile benzer olup kronik hastalığa yol açabilmesi açısından önem taşımaktadır. Hepatit A ve E ise kirli su ve besinlerle salgınlara yol açabilen, kötü hijyenik koşullar varlığında kolaylıkla bulaşabilen virüslerdir. Virüslerle oluşan kronik hepatitler hastalık son aşamaya varana kadar önemli bir belirti ve bulgu vermez. Bu nedenle hastalar hepatit olduklarının hiç farkına varmayabilirler. Bu durum hem hastalığın tedavi edilmesini geciktirmekte hem de virüsün toplumda yayılımını kolaylaştırmaktadır. Hepatitler konusunda ülkemizde yapılan araştırmalar, erişkin yaş grubunun % 88-100’ünün hepatit A virüs enfeksiyonunu geçirdiği göstermektedir. Türkiye’de yaklaşık 3.5 milyon hepatit B virüs taşıyıcısı bulunmaktadır. Bu enfeksiyonun görülme oranı risk gruplarında (sık kan nakli yapılanlar, damar içi ilaç kullanıcıları, diyaliz hastaları, seks işçileri vd) yüksek olup, % 20’lere kadar yükselmektedir. Ülkemizde yaygın aşılamaya paralel olarak hepatit B virüs enfeksiyonunun sıklığı çocukluk döneminde azalmış olmakla beraber, genç erişkin ve erişkin yaş grubunda aynı durum söz konusu değildir. Hepatit C virüs enfeksiyonunun Türkiye’de genel sıklığı % 0.5-1 arasındadır.
Hepatit B Virüsüne Karşı En Etkili Yol Aşılanmak
    Hepatit B virüsünden korunmanın en etkili yolu aşılanmaktır. Bu amaçla üç doz hepatit B aşısı yapılmalıdır. Hepatit B virüsünden korunma hepatit D virüsünden de korunmak anlamına gelir. Hepatit C enfeksiyonundan korunmak için etkin bir aşı henüz mevcut olmadığı için bulaş yollarının iyi kontrolü ve hastaların tedavi edilmesi gereklidir. Hepatit A virüs enfeksiyonundan da hepatit A aşısı ile korunmak mümkündür.
Hedef, Hepatitlerin 2030 Yılına Kadar Yok Edilmesi
    “Dünya Hepatit Günü’’ nün 2017 yılı teması, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “2030 yılına dek viral hepatitleri eradike etmek” olarak belirlenmiştir. Dünya Sağlık Örgütü, belirlenen hedefe ulaşmak için şu basamakların tüm ülkeler tarafından planlanması gerektiğini belirtmektedir:
-Tüm bebeklerin ve risk gruplarının hepatit B aşılamasının yapılması,
-Anneden bebeğe hepatit B geçişinin önlenmesi, kan ve kan ürünlerinin %100’ünün taranması,
-Tüm enjeksiyonların ve cerrahi girişimlerin güvenli olması,
-Hepatit B ve C hastalarına tanı konması ve tedavi verilmesi.